|
20'li yaşlarda hormonlar:
Kadın: Bu dönem genç kızlıktan kadınlığa
geçiş dönemidir. 10 lu yaşların başında bir kız
çocuğunun bedeni ergenlik çağına girişin etkisiyle
gelişir. Beyin alt kısımındaki hipofiz bezinden
gelen luteinize edici hormona (LH) ait sinyaller kız
çocuğunun yumurtalıklarını uyarır. Kadınlık hormonu
östrogen ufak miktarlarda salgılanmaya başlar.
Sekiz yaşında cinsel bölgede kıllanma, dokuz yaşında
göğüslerde tomurcuklanma başlar. Ergenliğe ilk
adımlarını atan kız çocuğunun 10 yaşından itibaren
boyu hızla artar. Memeleri büyür ve kalçaları
yuvarlaklaşır. Bu aşamada boy büyümesi ve vucüt
gelişimi tamamlanmıştır. Rahim ve döl yolları büyür.
Gelişimin son noktası genç kızın ilk adetini
görmesidir. İlk adet 11 ve 16 yaşları arasında
herhangi bir zamanda olabilir. Başlangıç yıllarında
adetler düzensiz olur. Ara kanamalar olabilir.
Kadınlık hormonunun salgısı yerine oturdukça adetler
düzene girmeye başlar. Bu evrede artık boy uzaması
durur. Kemik gelişimi tamamlanmıştır. Bu kritik
evrede hatalı beslenme veya hormon dengesizliği
boyun kısa kalmasına ve gelecek yaşlarda osteoporoza
yol açar.
Erkek: Erkek
çocuğunda adolesan dönemi hipofizden salgılanan LH
hormonunun yumurtalıklardan erkeklik hormonu
testosteronu uyarması ve yine hipofizden salgılanan
FSH'nın sperm üretim sinyalini vermesiyle başlar.
Erkek çocuğunda on yaşlarında cinsel bölgede
kıllanma, yumurtalılarda büyüme başlar. Ses
kalınlaşmaya, genç erkeğin yüzünde sivilceler
çıkmaya başlar. Erkek çocuklarında boy büyümesi
daha geçtir. Onbir yaşından itibaren hızlı ergenlik
boy uzaması başlar ve gelişim 18 yaşında dek devam
eder. Sakal ve bıyıklar çıkar. Kaslar ve kemikler
gelişir. 20 li yaşlara girildiğinde erkek fiziksel
ve cinsel gücünün doruklarındadır ancak psikolojik
olgunluğa erişmesi için birçok tecrübe yaşaması
gereklidir.
30'lu yaşlarda hormonlar:
Kadın: Hayatın en
yoğun tempolu yaşandığı 30'lu yaşlarda, vücut daha
fazla yorulmaya başlıyor ve buna bağlı olarak seks
hormonları da düzensiz salgılanmaya başlıyor.
Örneğin, adet öncesi dönem bazı kadınlar için 20'li
yaşlarda ağrısız geçerken, 30'lu yaşlara
gelindiğinde fazla stresli bir iş veya evlilik
yüzünden ağrılı geçebiliyor. Bu yaşlarda cinsel
arzularınız testosteron hormonun kontrolü altında
olmasına rağmen, östrojen cinsel ilişki sırasında
kadının en çok ihtiyaç duyduğu hormondur. Bu
yaşlarda kadınlar cinselliği doyasıya ve özgürce
yaşamanın tadına varırlar, düzenli bir seks
hayatları vardır. İstatistikler, haftada bir kez
cinsel ilişkide bulunan kadınların kandaki östrojen
seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. 30'lu
yaşların ortalarından sonlarına doğru hormonların
düzensizleşmesi nedeniyle, adet dönemi öncesi
sıkıntıları artıyor. Başağrıları, sinirlilik,
huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide artan dozlarda
görülmeye başlıyor. Migreni bulunan kadınların yüzde
60'ı bu dönemde migren krizine tutuluyor.
20'li yaşların sonu
30'lu yaşların başı hamilelik için en uygun
dönemdir. Eğer kendinizi bebek yapmaya hazır
hissediyorsanız ilk yapmanız gereken ayrıntılı bir
check-up'tır. Vagina ve rahim elle muayene
edilmeli, kan idrar, şeker ve guatr testleri
yapılmalıdır. Fazla kilolarınız var ise bunlardan
kurtulmak için bir an önce pehrize girmelisiniz. Bu
görüşmede doktorunuz aşılarınızın eksiksiz olup
olmadığını da kontrol etmelidir. Hamilelik öncesi
ne kadar sağlıklı ve ideal kilodaysanız
hamileliğiniz de o kadar rahat geçecektir. Önce
sigarayı bırakmalı, spor yapmalı, sağlıklı bir
beslenme düzeni geliştirmeli, her gün sekiz bardak
su içmeli, vitamin takviyesi yapmalı, kahve ve çay
tüketiminizi azaltmalısınız. Olimpiyatlara
hazırlanan bir sporcu gibi vucüdunuzu hamileliğe
hazırlamalısınız.
Erkek:
30'lu yaşlarda erkekler cinsel açıdan platoya
girerler. Hormon düzeylerinde ne artma ne de azalma
vardır. Bu dönem bir çok erkeğin babalık duygusunu
ilk kez tattığı anı içerir. Erkekler 30'lu yaşlarda
günümüzün sert hayat mücadelesinin stresi ile karşı
karşıyadırlar. Sporu bırakmışlardır. Sinirlerini
yemek yiyerek veya içki ile dağıtmaya çalışırlar.
Stres ve obezite testislerden salgılanan testosteron
düzeyini düşürür. Sigara kullanımı damarları büzüp,
dolaşımı engelleyerek penisin cinsel ilişki
sırasında yeterince sert olamamasına neden olur.
30'lu yaşlarda karşılaşılan bir çok olumsuzluklara
rağmen genelde erkeğin vucüdu dinç, testosteronu
yeterli, sperm sayıları bir kadını dölleyecek
düzeydedir. Ancak günümüzün tempolu yaşamına
dayanamayanlarda iktidarsızlık ve kısırlık sorunları
belirir.
40'lı yaşlarda hormonlar:
Kadın: Günümüzde
insan yaşı 80'e dek uzadığı için 40'lı yaşların
sağlıklı geçirilmesi yaşlılık döneminin sorunsuz
geçmesi için özel bir önem taşımaktadır. Bu dönemde
yumurtalıklar daha az östrogen üretmeye başlar.
Cinsel isteksizlik, ani duygu değişiklikleri, çabuk
sinirlenme, adetin süresinin ve kanamasının azalması
başlar. Bunlar vucüdunuzda hormon değişimlerinin
olduğunu gösteren sinyallerdir. Ancak menopoza
girmenize daha on yıl vardır ve bu dönem premenopoz
dönemidir. Premenopozda (menopoz öncesi dönem)
sıcak basmaları, terleme, uykusuzluk, yorgunluk,
konsantrasyon güçlüğü, çabuk sinirlenme, vaginal
kuruluk hissedebilirsiniz. Ancak her kadının
premenopoz tecrübesi farklıdır. Bazıları sadece
sıcak basması ve terleme hissederken, bazılarında
duygusal değişiklikler ön plandadır, bazıları ise
hiç bir şey hissetmeden sağlık ve esenlikle bu
evreyi atlatabilir. Doç. Dr. Selçuk Can bu dönemde
bir endokrinoloji yani hormon uzmanına başvurmanızın
hormonal durumunuzu belirlemede ve tedavinizin
başlatılması bağlamında kritik olduğunu söyledi.
Endokrinoloji uzmanı ile sağlık problemlerinizi
konuşurken açık ve rahat olmalısınız, böylelikle
menopoz öncesi semptomları anlamada ve belirtilerle
mücadelede daha başarılı olursunuz. Doğum kontrol
hapları hormon dengesizliğine bağlı uykusuzluk,
irritabilite, vaginal kuruluk, cinsel ilişkide ağrı
gibi belirtileri geçirirler, aşırı adet kanaması
olanların kanama miktarını azaltırlar. Aşırı kan
kaybı demir eksikliği yaratıp kansızlığa yol açtığı
için bu dönemde doğum kontrol hapının faydaları önem
kazanmaktadır. Menopoz esnasında hormon
kullanımının meme kanserini attırdığı bilimsel
çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Özellikle ailesinde
meme kanseri olanlar ve daha önce meme kanseri
geçirenler östrogen tedavisi alır ise meme kanserine
yakalanma riski artar. Menopoz sonrasındaki dönem
kemik kaybının en yoğun olduğu, osteoporozun
başladığı dönemdir. Menopoz esnasında vucütta
insülin direnci oluşur. Kilo artışı başlar, iyi
kolesterol HDL düzeyi düşer, kötü kolesterol LDL
düzeyi artar. Şeker hastalığı bu dönemde açığa
çıkabilir. Tansiyon yüksekliği başlar. Kalp
hastalığı menopozdan sonra daha sık başgösterir.
Günümüzdeki menopoza ulaşan kadınlar annelerinin
menopoz dönemindekinden çok daha değişik hayat
standartlarına sahipler. Bu sağlık alanında da
geçerlidir. Hormon tedavisi alanlar kemik kaybını
%50 oranında azaltırlar ancak en son araştırmalar
östrogen tedavisi alan kadınlarda kalp hastalığı ve
felç gelişme riskinin daha fazla olduğunu
göstermiştir. Eğer bir kadında karaciğer hastalığı,
bacakta veya ciğerde kan pıhtısı, vaginal kanama,
daha önce geçirilmiş meme kanseri, kalp hastalığı,
rahim kanseri ve şeker hastalığı varsa o kadın
hormon tedavisi almamalıdır. Bu dönemde osteoporozu
önlemek için günde 1000 mg kalsiyum ve 400 ünite D
vitamini alınmalı, aerobik, koşu ve yürüyüş gibi
egzersizler yapılmalıdır.
Erkek:
Erkekler yaşlandıkça erkeklik hormonunu üretme
kapasiteleri düşer. Genç erkeklerde testosteron
düzeyi sabah maksimum düzeyde iken yaşlı erkelerin
sabahları testosteronu daha azdır. Bu yüzden enerji
ve seks gücünde azalma görülür. Testislere spor
esnasında veya bir trafik kazasında gelen darbeler,
infeksiyon, radyasyon gibi dış faktörler erkeklerde
seks gücünü azaltır. Hipofiz tümorleri ve prolaktin
yüksekliği de testosteron salgısını azaltır. Ancak
testosteronu düşüren en sık neden günlük kulanılan
ilaçlardır. Özellikle 40'lı yaşlarda yoğun
tüketilen tansiyon, kalp ve ülser ilaçları erkeklik
gücünü olumsuz etkiler. Bu sırada çıkabilecek şeker
hastalığıda damarları tıkayıp seks hayatını
söndürebilir. Ekonomik ve sosyal açıdan refaha
ulaşan, mesleğinin zirvesine yerleşen 40'lı
yaşlardaki erkek için en büyük problem sağlıktır.
Hormonlarınız yoldan çıkarsa:
Kadın:
Kadının narin bünyesi hormon dengesizliğine erkekten
daha meyillidir. Metropolitan Florence Nigtingale
Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doçent Dr. Selçuk Can
kadınlarda gördüğü en önemli iki hormon problemin
polikistik over hastalığı ve prematür menopoz
olduğunu belirtti. Kadının seks hormonları her ay
sistemli bir şekilde salgılanıyor. Ancak fizyolojik
ve psikolojik nedenlerden dolayı hormonlar
dengesizleşebiliyor. Yüzde kıllanma, sivilceler,
düzensiz adet görme ve hamile kalamama durumu
androgenlerin fazla miktarda çalıştığının
göstergesidir. Yumurtlama olmaz ve overlerde
onlarca irili ufaklı kistler belirir. Bu hastalığa
polikistik over hastalığı denilir. Bu kistler
erkeklik hormonu testosteronun fazla salgılanmasına
neden olur. Adetlerin arası açılır, ara kanamalar
başlar. Yüz, sırt, meme, bel ve bacakta sert, siyah
erkeksi kıllar belirir. Bu hormon dengesizliği kısa
zamanda fazla şimanlayan veya ailesinde şeker
hastalığı olanlarda görülür. Hormon tedavisi ve
zayıflama programı ile problem çözümlenebilir.
İş hayatında başarılara imza atan dinamik
profesyonel kadınların korkulu rüyası prematür
menopozdur. Normalde menopoz yaşı 52'dir. Ancak
günümüzde iş hayatının kuralcı ve baskıcı yaklaşımı
sonucu bir çok kadın geç evleniyor ve daha çocuk
bile doğuramadan 30'lu yaşlarda erken menopoza
giriyor. Bir kadının 40 yaşından önce adetten
tamamen kesilmesi prematür yani erken menopozdur.
Bu durum bağışıklık sisteminin seks hormonları
üreten üreme sistemi ile ters bir reaksiyona girmesi
ve yumurtalıkların tahribatı ile olur. Erken
menopozda yoğun stres, toksik maddeler ve genetik
faktörler rol oynar. Erken menopoz geçiren kadının
günümüzün ileri tıp teknolojisinin imkanları ile
dahi hamilelik şansı yoktur.
Erkek:
Bir erkeğin başına gelebilecek en kötü sendromlardan
biri testosteron düzeyinin düşmesidir. Erkeklerde
düşük testosteron sevişme isteğinin azalmasına,
sperm sayısının düşmesine, penisin sertleşmesinin
azalmasına sebep olur. Testosteronu az olan
erkeklerin göğüsleri büyümeye başlar. Vucütta
testosteron salgısının durduğu evreye andropoz
denilir. Erkekler de menopoza giren kadınlar gibi
andropoza girdiklerinde sıcak basmaları,
konsantrasyon güçlüğü, depresyon hissederler. Bazen
testosteron azlığı ani ve çok ağır olur. Bu durumda
sakal ve bıyıkların uzaması durur, kas gücü azalır
ve kemik erimesi başlar. Ses kalitesi incelir.
Hayalar yumuşar ve ufalır. Testosteronun erkek
olmanın mücadeleci ruhunda rolü büyüktür.
Testosteron düzeyi düşen erkekler çok daha uysal
olurlar. |
|